Kırılgan ülkeler, küresel ekonomideki bir küçülmeden kaynaklanan dış şoklara karşı diğer ülkelerden daha az dayanıklı
Bir milyar insan kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ülkelerde yaşıyor; ortalama yoksulluk oranları ortalama yüzde 54
Mali krizin kırılgan ve çatışmalardan etkilenen bölgeler üzerindeki etkisi Dünya Bankası-IMF 2009 Yıllık Toplantılarında tartışılıyor
02 Ekim 2009—Dünya Bankası, birbiri ardına gelen gıda, akaryakıt ve küresel ekonomi krizleri sonrasında, dünyanın kırılgan ve çatışmalardan etkilenen bölgelerinin daha yüksek risklerle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuyor.
Dünya Bankası tarafından yönetilen Devlet ve Barış Oluşturma Fonu Direktörü Alastair McKechnie, “Uluslararası mali sistemde meydana gelen şoklar kırılganlıkların olduğu ülkeleri de etkiliyor.” diyor.
McKechnie “Bu ülkeler, adı üzerinde, dış şoklar ve krizler ile daha az baş edebiliyorlar. Dolayısıyla, bazı ülkelerde sosyal gerilimin ve şiddetin artması riski bulunuyor” diyor ve ekliyor:
“Çatışmaların maliyeti devasa boyutlarda.”
Kırılgan ülkelerdeki hükümetler, ekonomik yavaşlama sebebiyle temel gelir kaynakları –emtia ihracatı- kuruduğundan dolayı memurların, polis ve güvenlik güçlerinin maaşlarını ödemekte güçlük yaşayabilir.
McKechnie, “Ayrıca, yurtdışındaki işçilerin ülkelerine gönderdikleri paralarda da önemli azalmalar meydana geldi; bu durum milyonlarca insan için bir ‘sosyal güvenlik ağı’ işlevi gören bir gelir kaynağını tehdit etmektedir.” diyor.
“Kırılgan devletler, ekonomideki küçülmeden, devlet gelirlerindeki azalmadan ve dış yardımın azalması olasılığından kaynaklanan şoklar ile mücadele etme konusunda diğer ülkelerin sahip olduğu dayanıklılığa sahip değiller. ”
Bu ülkelerin içinde bulunduğu kötü durum Yıllık Toplantılarda ele alınıyor
Kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ülkelerin içinde bulunduğu kötü durum, İstanbul’da gerçekleştirilen ve krizin etkilerinin, yoksulluk zincirinin kırılması çabalarının ve bazı ülkeleri etkisi altına alan şiddet ve kırılganlıkların tartışıldığı Dünya Bankası-IMF Yıllık Toplantılarında özel oturumlarda ele alınıyor.
Eylül ayında Pittsburgh’da toplanan G-20 ülkeleri yayınladıkları bildiride en kırılgan gruplara sağlanan desteklerin güçlendirilmesi ve düşük gelirli ülkelerin gelecekteki krizlerden korunması gereğine dikkat çekmişti.
Kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ülkeler bu düşük gelirli ülkelerin bir alt kümesini oluşturuyor; ancak alt-ulusal çatışmalardan ve suç ile ilişkili şiddet olaylarından etkilenen bazı orta ve yüksek gelirli ülkeler de bulunmaktadır.
Çatışmadan Etkilenen ve Kırılgan Devletler ile ilgili Gerçekler
Kırılganlık ve çatışma 45 ülkeyi etkilemektedir. Bunların 34’ü dünyanın en yoksul ülkeleri arasındadır ve 11’i orta gelirli ülkedir.
Yetersiz beslenme prevalansı yüzde 50 daha yüksek, çocuk ölüm oranları yüzde 20 daha yüksek, ve ilköğretimi tamamlama oranları yüzde 18 daha düşük olduğu için; kırılgan ülkelerin Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşma olasılığı ortalama bir düşük gelirli ülkeden daha düşüktür,
Kırılgan devletler, IDA ülkelerinin nüfusunun sadece yüzde 19’unu barındırmalarına rağmen, aşırı yoksul nüfusun üçte birinden fazlasına sahiptirler.
Çatışmaların yıllık küresel maliyeti yaklaşık 100 milyar Dolar olarak tahmin edilmektedir.
Toparlanma ve yeniden inşa yıllar almakta ve çabalar her zaman başarıya ulaşmamaktadır; çatışmadan çıkan ülkelerin yüzde 40’ı 10 yıl içinde tekrar çatışma ortamına girmektedir.
2000 yılından bu yana, Dünya Bankası Grubu’na bağlı Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA) kırılgan ve çatışmadan etkilenen ülkelere çatışma sonrası yeniden inşa çalışmaları için 5,9 milyar Doların üzerinde yardım sağlamıştır.
Temmuz 2008 ile Mart 2009 arasında, Banka Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Burundi, Afganistan, Haiti ve Togo gibi kırılgan çatışmadan çıkmış ülkelere 964,6 milyon Dolarlık bir taahhütte bulunmuştur.
Çatışma ve Kırılganlık: Milyonlarca İnsan için bir Sefalet Kaynağı
Kırılgan ve çatışmalardan etkilenen bölgelerde yaklaşık bir milyar insanın yaşadığı tahmin edilmektedir. Düşük ülkelerin genelinde yoksulluk oranı yüzde 22 iken, kırılgan ve çatışmalardan etkilenen bölgelerdeki ortalama yoksulluk oranı yüzde 54’tür. Çatışmanın da etkisi ile birlikte, bu ülkelerdeki zayıf kurumlar sonuç elde etmenin oldukça güç olduğu sürüncemeli bir kalkınma zorluğu haline gelmiştir.
Çatışma ve kalkınma temalı olarak hazırlanacak 2011 Dünya Kalkınma Raporu’nun Nigel Roberts ile birlikte başyazarlarından birisi olan Sarah Cliffe “Çatışma ve kırılganlık etkilediği milyonlarca insan için sadece bir sefalet kaynağı olmakla kalmıyor, aynı zamanda kalkınma ve büyümeyi de geciktiriyor” diyor.
2001 raporu, çatışma ile ilgili konular üzerinde odaklanan ilk Dünya Kalkınma Raporu olacak. Cliffe, “Rapor, sorunun nasıl geliştiğini, kalkınma üzerindeki sonuçlarını ve insanlara nasıl daha hızlı yardım ulaştırılabileceği ve bir ülkenin tekrar çatışmaya sürüklenmesini önleyecek dayanıklı kurumların nasıl oluşturulacağı gibi sorunları irdeleyecektir.” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:
“Bir çatışmadan sonra, özellikle yeni bir hükümet başa geldiğinde, nüfusun umut ve toparlanma işaretleri görebilmesini sağlayacak şeyleri sunmak için hızlı hareket etmek gerekiyor. Dünya Kalkınma Raporu güvenliği artırmaya yönelik çabaların nasıl bir araya toplanacağı ile ilgili dersler çıkaracak, nüfusa işlerin ve hizmetlerin daha iyi olacağı hissini ve umudunu verecek —ve ilerlemenin uzun vadede nasıl sürdürülebilir kılınabileceğini inceleyecektir.”
Kırılgan Devletler Giderek Artan bir Baskı Altında
Birçok kırılgan devlet emtia ihracatına, işçi dövizlerine, dış yardıma ve acil durum ve güvenlik yardımlarına ağır şekilde bağımlı durumdadır. Pittsburgh’da Eylül ayında gerçekleştirilen G-20 toplantısı için hazırlanan İlerlemenin Korunması: Küresel Resesyonda Düşük Gelirli Ülkeleri Bekleyen Zorluk (pdf) başlıklı bir çalışmada, tüm bu ülkelerin küresel ekonomik kriz ile birlikte giderek artan bir baskı altına girdiği belirtiliyor.
Çalışmada, kırılgan ülkelerin çoğunda eğitim, sağlık, altyapı ve sosyal koruma gibi alanlarda 11,6 milyar Dolarlık temel harcamanın küresel resesyon ile birlikte riske girdiği belirtiliyor.
Dünya Bankası, mali krizin 2010 sonuna kadar ilave 90 milyon insanı aşırı yoksulluğa (günde 1,25 Dolardan az parayla geçinen insanlar) iteceğini ve 2009’da sadece Sahra Altı Afrikasında ilave 30.000 – 50.000 bebek ölümüne yol açacağını tahmin ediyor.
Dünya Bankası Yardımlarını Hızlandırıyor
Dünya Bankası, gıda krizi ve ekonomik kriz karşısında kırılgan devletlere ve aynı zamanda kırılgan olmayan devletlere hızlı ve kısa vadeli finansman ve bütçe desteği sağlayarak harekete geçmiştir.
2008 yılında oluşturulan Küresel Gıda Krizi Müdahale Programı kapsamında, krizden en ağır şekilde etkilenen ülkelerin hala oynaklığını koruyan gıda fiyatları ile baş edebilmesi için, 1 milyar 190 milyon Dolarlık kaynağın 1 milyar 164 milyon Doları 35 ülkeye kullandırılmıştır.
Mali Kriz Acil Müdahale Fonu sosyal güvenlik ağları, altyapı, eğitim ve sağlık için 11 ülkeye 1,5 milyar $’lık taahhütte bulunmuştur.
Dünya Bankası’nın en yoksul ülkelere yönelik faaliyet gösteren fonu – IDA – bu yıl (2009 MY) Afrika’daki 30’dan fazla ülkeye hibe ve imtiyazlı kredi sunumunu hızlandırmıştır (FY09) ve bu yıl sağlanan toplam kaynak geçen yıla göre yüzde 39 artış göstererek 7,8 milyar Dolara ulaşmıştır.
McKechnie’nin grubu tarafından yönetilen Devlet ve Barış Oluşturma Fonu 2009-2011 mali yılları arasındaki dönem için yıllık 33 milyon Dolarlık Banka taahhüdü sağlamış ve diğer donörlerden de 18,9 milyon Dolarlık katkı sağlamıştır. Fon örneğin bu yıl düşen emtia fiyatları ile birlikte ağır bir şekilde etkilenen Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde işsizlik ve yoksulluk sorunlarını hafifletmeye yönelik çabaları desteklemiştir.
Fon’un temel amaçlarından birisi, devlet kurumlarının kapasitelerini geliştirerek insanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeye gelmelerine yardımcı olmaktır.
McKechnie “Asıl zorluk, bu ülkelerin halkın güvendiği kurumları nasıl oluşturacaklarıdır. İnsanların devleti kendilerine hizmetler sunabilen ve ihtiyaçlarını karşılayabilen kurumlar olarak görebilmesi için, devletler ile toplumlar arasında iyi ilişkilerin nasıl kurulacağı ile ilgilidir.” diyor.