İrtibat icin: Merrell Tuck 202-473-9516 mtuckprimdahl@worldbank.org TV/Radio: Cynthia Case 202-473-6287 ccase@worldbank.org Nazanine Atabaki (202) 458-1450 natabaki@worldbank.org Vaşington, DC, 29 Mayıs — Gelişmekte olan ülkelere olan net sermaye akışı, 2006 yılında 647 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaşmış, bununla birlikte bu akışın hızı 2005’teki yüzde 34 seviyesinden, 2006’da yüzde 17’ye gerilemiştir. Küresel Gelişme Finans 2007 raporuna göre, ortaya çıkmakta olan Avrupa, genel akış içinde artan pay açısından cazip hale gelmiş ve sermaye finansmanı borçtan cok daha hızlı büyümüştür. Borç verenlerin taahhütlerine rağmen, yardım akışı hayal kırıklığına uğratmış ve resmi kaynaklardan özel finans kaynaklara geçiş devam etmiştir. Yıllık Dünya Bankası raporu, yüksek faiz oranları ve ortaya çıkmakta olan kapasite sınırlamalarını, gelişmekte olan ülkelerin geçmiş birkaç yıldaki çok hızlı büyüme oranlarını yavaşlatacağı, bununla birlikte küresel büyümenin 2006 yılı oranı % 4’ten, 2009’de yaklaşık %3,5’e düşeceğini öngörmektedir. Bu yeniden düzenleme, aynı zamanda, gelişmekte olan ülkelerde son dört yılda etkili olan olumlu küresel finansal şartlarını olumsuz yönde etkileyebilir. Raporun bildirdiğine göre, sermaye akışı 2006 yılında 400 milyar doları aşmış olup, bu miktar sermaye akışının dörtte üçünü oluşturmuş ve bu oran 2004 yılındaki üçte iki oranından artış göstermiştir. Ortaya çıkan piyasalarda ve diğer gelişmekte olan ülkelerde, hem portföy sermayesinde, hem de doğrudan yabancı yatırımlarda, yüksek kazanç kaydedilmiştir . Sınırötesi birleşme ve edintiler, gelişmekte olan ülkelere olan doğrudan yabancı yatırım akışını hızlandırmış, akış miktarını 2006 yılında, yeni bir tavan olan 325 milyar dolara, yanı dünya çapında 1,2 trilyon dolar olan akış miktarının dörtte birine, getirmiştir. 2006 yılında, gelişmekte olan ülkelerdeki özel ve kamu şirketleri, sendikasyon kredileri ve uluslararası tahvil ihracı yoluyla 333 milyar dolar toplamışlardır. Bu miktar, 2002 yılındaki 88 milyar dolar düzeyinden hızlı bir artış göstermiştir. Bölge bazında, borçları 2006 yılında 135 milyar dolar artan, Orta Asya ve ortaya çıkmakta olanAvrupa menşeili şirketler göze çarpmaktadır. Finansal kuruluşlar, özellikle Hindistan, Kazakistan, Rusya Federasyonu ve Türkiye menşeili bankalar, bu kredi patlamasının ön planında yer almaktadır. Rapora göre, gelişim finansının sözkonusu yeni görünümü – özellikle öncelikli borç alanlardan özel borç alanlara olan değişim- geleneksel risk değerlendirme yapısını değiştirmekte ve büyüme ve mali istikrar konularına yeni anlam getirmektedir. Uri Dadush, Dünya Bankası Gelişim Görünümü Grup Yometmeni söyle demiştir: "Gelişmekte olan ülkelere olan sermaye akışındaki hızlı artış, temel ilkelerin düzeldiğini gösteriyor olmakla birlikte periyodik faktörlerin de bu artışta payının büyük olduğu unutulmamalıdır, ayrıca bu artış yavaşladıkça, en dayanıklı ülkeler bile şiddetli rüzgarlara maruz kalabilirler."İnişin yumuşak olacağını tahmin etmekle beraber, bu tahminin kesin olarak kabul edilmemesi gerektiğine inanmaktayız." Güçlü kazanç oranlarının ve yüksek ürün fiyatlarından faydalanılan bir senenin yanısıra, düşük gelirli ülkelerin özel borç piyasalarına girme kabiliyetleri, son zamanlardaki önemli uluslararası borç yardım teşebbüsleriyle borç yüklerinin hafifletilmesiyle ve kredi itibarlarının yükselmesiyle, artmıştır. Borç piyasalarının 2006 genel görünümü karışıktır: Uluslararası banka sisteminden yabancı borçlanma hızlı bir şekilde büyümüş olmakla birlikte, ortaya çıkmakta olan piyasa ekonomilerinin net tahvil ihracı öncelikli borç verenlerin dış borçlanmaya ihtiyacının yüksek yabancı kur rezervlerine bağlı olarak düşük olması sebebiyle azalmiştir.Ülkeler dış borç yüklerini hafifletmiş ve dış borç profillerini geliştirmişlerdir. Çoğu, hazıhazırda olan borçlarının büyük bir miktarını geri satın almış ve olan borçlarını, daha uzun vade ve daha cazip şartlar dahilinde yeniden finanse etmişlerdir. Başını Cezayir ve Nijerya ve Rusya’nin çektiği birkaç ülke, dış borçlarını resmi alacaklılara yeniden ödemişlerdir. Sonuç olarak, Paris Club ve çok yanlı kuruluşlara olan anapara geri ödemeleri, harcamaları 2005-06 yıllarında, 146 milyar dolar aşmış, net özel borç akışı 432 milyar dolara ulaşmıştır. Ortaya çıkmakta olan piyasanın önceliklileri dış borç alımlarını azaltırken, kuruluşlar – hem bankalar, hem de şirketler – arttırmışlardır. Mansoor Daılamı, Gelişim Görünümü Grubu içindeki Uluslararası Finans Müdürü söyle demiştir: "Küresel sermaye piyasalarına ulaşım, bu kuruluşların fon kaynaklarını çeşitlendirmelerine, risk yönetimlerini daha teferruatlı mali araçlar yardımıyla geliştirmelerine, daha uzun vadeli borçlanmalarına ve sermaye maliyetlerini düşürmelerine olanak tanımaktadır. Son yıllarda sermaye piyasaları hızla bütünleştikçe ve gelişmekte olan ülke kuruluşları denizaşırısında parasal kaynak buldukça, sınır ötesi halka arzları ve piyasaya çıkan hisse senetlerini düzenleyecek daha tutarlı bir küresel yaklaşım ihtiyacı, önemli konuma gelmiştir. Rapor, kanun yapıcı ve yönetimleri, şeffaflığa ve muhasebe standartlarına daha fazla önem vermek gerektiğini vurgulamaktadır. Rapor, ayrıca, güvenilir istihbaratın, yatırımcıya bilgili kararlar vermesi üzerındeki etkisinin önemini vurgulamakta ve şirket yönetimlerinin güvenillirliğini düzenleyecek önlemlerin alınmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu arada, küresel yardım frenlenmiştir., Gelişim Yardım Komitesi üyelerinden resmi gelişim yardımı (ODA) 2005 yılında 106.8 milyar dolara ulaşmışken, 2006 yılında 103.9 milyar dolara gerilemiştir. Bu durum, G8 Gleneagles’in Afrika’ya gelişim yardımını 2010 yılına kadar arttırma taahhütleri hakkında şüphe uyandırmıştır. "François Bourguignon, Dünya Bankası Baş Ekonomist ve Gelişim Ekonomisi Kıdemli Başkan Yardımcısı söyle demiştir: "2006 yılında meydane gelen özel sermaye akışlarındaki genişleme, gelişmekte olan ülkelerin dayanıklılığı hakkında güçlü bir kanıttır, fakat endişelendirici olan bunun net resmi borç verme rakamlarındaki düşüşle ve yardım taahhüdü vermekteki gecikmeyle aynı zamana denk gelmesidir. En fakir ülkelerin çoğu küresel finans sistemleri yüzeyinde hareket etmektedir. – onlar için özel sermaye, kendi başına, temel ihityaçları finance etmek için yeterli değildir." Son yıllardakı, umut verici mali şartlar gelişmekte olan ülkelerin 2006 yılında, ki bu büyümenin yüzde 5,5 üzerinde seyrettiği dördüncü ardışık yıldır, yüzde 7,3 oranında büyümesine katkıda bulunmuştur. Bütün bölgeler geçen sene en az yüzde 5,5 büyümüşlerdir: Afrika, Sahra Colu güneyi yüzde 5,6; Güney Asya, yüzde 8,6; Ortadoğu ve Kuzey Afrika yüzde 5; Latin Amerika ve Karayipler yüzde 5,4; Avrupa ve Orta Asya yüzde 6,5 ve Doğu Asya ve Pasifik bölgesi yüzde 9,5. Gelişmekte olan ülkelerin bu kadar gözle görülür bir biçimde ilerlemesi ve bu denli geniş alana yayılması çok nadir olarak gerçekleşmiştir. Yazarların tahmini, gelişmekte olan ülkelerin büyüme oranının 2007’de yavaşlayarak yüzde 6,7’ye inmesi, 2009 yılında da sürdürülmesi daha kolay olan bir orana, yüzde 6,1’e gerilemesi yönündedir.Bu bağlamda, yüksek gelirli ülkelerin büyüme hızının 2007 yılında yüzde 2,5 olması öngörülmektedir ki, bu Amerika Birleşik Devletleri’nde yavaşlamayı işaret etmektedir. 2008 ve 2009 yıllarında zengin ülkelerin büyüme oranlarının yüzde 2,8’i bulması, ABD’nın toparlanması ve Japonya ve Avrupa’nin genişlemeye devam etmesi ile beklenmektedir. Yumuşak iniş senaryosunun muhtemel olması ile birlikte, gelişmekte olan ülkeler açısından olumsuz yönde riskler üstün gelebilmektedir. Bu riskler içinde, zayıf ihraç talebi, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ekonomik darboğazın beklenenden daha derin olması halinde mali sektörün çatırdaması, aşırı fiyatlandırma veya para tedavülüne bağlı olarak veya ortaya çıkmakta olan piyasalardaki süregelen dengesizlikten oturu borç miktar farkının artmasına bağlı olan risk sayılabilir. Buna ek olarak, buğday, mısır ve pirinç stoklarının azalması, bu ürünlerinin fiyatlarında olası bir hızlı artış ihtimalini beraberinde getirmiş, bu artışın çok fakir haneler için tehlikeli sonuçlar doğurabileceği öngörülmektedir.
Bu rapor ambargo kalktıktan sonra, şu adreste bulunabilir: www.worldbank.org/gdf2007 Daha fazla kaynak için, şu adresi siyaret ediniz: www.worldbank.org/globaloutlook |