Doğu Anadolu Su Havzası Rehabilitasyon Projesi "Şimdi yağmuru duyduğumda arkama yaslanıp gülümsüyorum, biliyorum ki yağmur damlaları çiftliğime bolluk getirecek” İbrahim Öztürk, Çiftçi Çiftçiler nihayet yıkıcı sellerden kurtuluyor İbrahim Öztürk, hatırlayabildiği kadar geçmişte, yağmur bulutları Mastar Dağının zirvesinde biriktiğinde, onları gergin, uykusuz gecelerin beklediğini bilirdi.
Türkiye’nin doğusunda Elazığ’ın Şahsuvar köyünden 64 yaşındaki adam diyor ki “çıplak tepelerden vahşice başlayacak sel için hazırlanmak zorundaydım. Bir kere daha ailemi, evimi, hayvanlarımı ve toprağımı korumak için çare bulmak zorundaydım.” Ancak zaman değişti. “İlk yağmur damlalarını duyduğumda artık arkama yaslanıyor ve gülümsüyorum, biliyorum ki onlar çiftliğime bolluk getirecek, keder değil.” İbrahim’in köyü Dünya Bankası'nın Doğu Anadolu Su Havzası Rehabilitasyon Projesinden ve Türkiye Orman Bakanlığı tarafından alınan erozyon kontrol önlemlerinden istifade etti. Artık çiftliği, bu önlemler sayesinde meyve ve sebze üreterek ona daha çok para kazandırıyor. Aşırı otlanma ve ormanın yok edilmesi toprağı bozmuş ve sellere ve toprak kaymalarına neden olmuştur Türkiye’nin doğusu dik dağları ve sert iklimi ile bilinir. Yerleşim yerleri bu kaynak yoksulu üst su havzalarında dağılmıştır.
Toprağa güçlü kültürel bağlarla bağlı kırsal aileler küçük çaplı mahsul ve hayvan yetiştirmeyle uğraşır. Yoksulluk, düşük rakımlı bölgelere göre daha yaygındır. Artan kereste, yakıt ve yem talepleri ormanın yok olmasına yol açmıştır. Meraların aşırı otlanması ve etkili toprak koruma yokluğu ile birlikte bu, toprağın büyük çapta bozulmasına yol açmıştır. Sonuçta, yağmurlar artan miktarda sel tipi nehir akışlarına yol açmış ve bunlar da sık sık can ve mal kaybına yol açan sel ve toprak kaymalarına neden olmuştur. Dünya Bankası sürdürülebilir çiftçilik uygulamalarını teşvik eder 1990 yılında Türk hükümeti, doğu ve güneydoğu Anadolu’da doğal kaynakları yönetmek ve kırsal nüfusun gelirini artırmak için Dünya Bankası desteği talep etmiştir. Proje, Fırat su havzasındaki üç ilde başlamış ve nihayette onbir ile genişletilmiştir. Sürdürülebilir çiftçilik ve ormancılığı geri getirmek suretiyle rezervuarlarda toprak bozulması, erozyon ve çökeltiyi azaltmaya çalışmıştır. Toplumda çiftçilerin katılımını teşvik etmiş ve onları etkileyen kararlarda onlara söz hakkı tanımıştır. Bu aynı zamanda köy hizmetleri kurumlarını çiftçi ihtiyaçlarına daha cevap verici hale getirmiştir.
Çiftçiler orman ve meralara bağımlılığını azalttılar US$70 milyonluk proje 350 köydeki yaklaşık 300.000 kişiye geçimlerini temin etmek için diğer faaliyetlere geçme imkanı vermiştir. Küçük çaplı sulama çiftçilerin kendi gelirlerini takviye etmek için meyve ve sebze yetiştirmelerine yardım etmiştir. Bu, onların orman ve meralara bağımlılığını azaltmış böylelikle bu hayati doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı azaltmıştır. Erozyonu kontrol etmek ve sel ve toprak kaymalarını önlemek için ağaç dikilmiştir. Proje aynı zamanda meralarda bitki yetiştirmeyi artırmış bu da yem ürünlerinin varlığında artışa yol açmıştır. Bu da ahırlarda hayvanların beslenmesine yol açmış, ki bu da daha iyi hayvan yetiştirme yöntemleri yaratmıştır. Eski uygulamalar değiştikçe çiftçiler daha iyi gelir kazanıyor
İbrahim’in son sözleri kısmen proje tarafından tetiklenen değişime işaret etmektedir: “Bu günlerde köyde bir mandıra üreticileri organizasyonu oluşturmakla meşgulüm.” Ve, doğal kaynak kullanımında değişen yaklaşımlarının bir ölçüsü olarak ekliyor: “Genç nesil bizim toprağımızı ve ormanlarımızı daha verimli kullanmaya kendilerini adadı.” |