Dünya Bankası ile Türkiye Hükümeti Himayesinde Şartlı Nakit Transferi (CCT) Konulu Küresel Konferans 2006 Haziran 26-30 Türkiye’ Istanbul Açılış Konuşması: Andrew Vorkink, Türkiye Direktörü Sayın Başbakan, Seçkin Bakanlar, Seçkin Katılımcılar, Ulusal Görevliler, Bayanlar ve Baylar: Dünyanın en güzel şehirlerinden birindeki, gerek kıtalar ve uygarlıklar arasında köprü gerekse küresel konferanslar için çok uygun yer olan küresel bu kentteki önemli bu toplantıya Dünya Bankası adına ve Avrupa ile Orta Asya Bölge Başkan Yardımcısı Shiego Katsu adına hoş geldiniz demek, bana büyük kıvanç veriyor. Dünya Bankasının Türkiye Direktörü olarak, bu forumun, başkalarının önemli katılımlarıyla birlikte, Türkiye Hükümeti--özellikle Sosyal Yardım ve Dayanışma Genel Müdürlüğü ile Dünya Bankası arasındaki ortak çalışmanın ürünü olmasından ötürü özellikle kıvançlıyım. Konuşmama devam etmeden önce, bu olaya görkemli biçimde ve gerçek Türk konukseverliği tarzında ev sahipliği eden Hükümete teşekkür etmek istiyorum. Bu konferans, CCT konulu küresel konferansların üçüncüsü oluyor. Birincisi, çoğu Latin Amerika’dan olmak üzere Türkiye dahil 8 ülkeden 50 kadar katılımcı ile 2002’de Meksika’ Puebla’da, ikincisi ise çoğu gene Latin Amerika’dan olmak üzere Türkiye dahil 20 kadar ülkeden 120 kadar katılımcı ile 2004’te Brezilya’ Sao Paolo’da yapılmıştı. Bu konferans ise 40’tan fazla ülkeden 350’yi aşkın katılımcısıyla gerçekten küresel nitelikte. Hatta, bu hafta, aramıza, yalnızca kalkınmakta olan ülkelerden değil, New York Kentindeki görevliler gibi kalkınmış dünyadan olup CCT programlarıyla ilgilenen katılımcılar da olacak. Bu, yoksulluk konularına ve yoksulların en yoksullarına hedefli ve etkili sosyal yardımda bulunma gereğine artan oranda verilen önemin ve dikkatin dünya çapındaki delili de oluyor. İnsanın aklına, hedefli sosyal yardım programlarına, özellikle Şartlı Transferine olan ilgi bu kadar neden artıyor sorusu gelebilir. Önümüzdeki birkaç günü bu hususu ayrıntılı olarak tartışmakla geçirirken bu konuda temel beş nedeni ortaya koymak isterim. Bu nedenlerin birincisi, CCT programlarının yoksulların en yoksullarını çok destekleyici ve davranış değiştirici biçimde hedefleyip ulaşma potansiyeline sahip olmaları. İkincisi, uygun çerçevede yapılan nakit ödemelerin yoksulluk içindeki aile üyeleri arasındaki beslenme düzeylerini arttırabilmesi. Üçüncüsü, CCT’lerin okul yaşındaki çocukların--özellikle kız çocukların okula kayıt oranlarını arttırdıklarının gösterilmiş olması. Dördüncüsü, CCT programlarının bu programlardan faydalananlar arasında sığlık konusundaki genel düzelmeyi ortaya koyabilmeleri. Son olarak ise, CCT programı kapsamındaki ödeme annelere yapıldığında kadınların aile içindeki statülerinin yükselmesi. Bu, CCT programlarının ülkedeki tüm sosyal yardım ihtiyaçlarının çözümü oldukları anlamına kuşkusuz gelmiyor. Tersine; CCT programlarının yoksulluğa karşı küresel savaşımda eldeki tek silah ve her ülkenin sosyal yardım ağındaki tek eleman olmak gibi daha geniş bağlamda görülmesi gerekiyor. Üstelik, CCT’lerin etkili olabilmeleri ve programdan faydalanacakların seçilmesinde israftan ve olası siyasallaşmadan kaçınabilmek için güçlü ve iyi işleyen idari yapılara da gerek var. Artık bunları bırakıp ev sahibimiz ülke hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Türkiye, Sosyal Riski Azaltma Projesi kapsamındaki Dünya Bankası kredisiyle desteklenen CCT programını yaklaşık dört yıldır uygulamakta. Başta yoksulların en yoksul kesimi vuran 2001 ekonomik krizinin etkilerinden korunmasına yardım amacını taşıyan bu program, Türkiye’deki yoksulluğu azaltma stratejisinin başlıca öğesi olmanın yanı sıra bu ülkede hem sosyal güvenlik ağının önemli unsurlardan biri hem sağlık ve öğretim politikalarının başlıca girdisi haline geldi. CCT programından bütün Türkiye’de yararlananların sayısı, başta tahmin edilen 1,3 milyona karşılık 2,6 milyondan fazla olup Türkiye’deki çocukların en yoksul % 8 kadarını oluşturuyor. Bu sayı, son üç yılda ulaşılan muazzam başarıyı yansıtıyor. Üstelik, nakit yardımlar, yoksul bu çocukların annelerine yapılıyor. Bunun, kadınlara güç vermesi ve toplumda daha katılımcı olmaları konusunda özgüven kazandırması bakımından çok önemli yan etkileri bulunuyor. Bu programın Türkiye’deki başarıları ve mücadeleleri hakkında daha sonra çok fazla şey dinleyeceksiniz; bense burada, alınan önemli birkaç dersi vurgulamak istiyorum: Türkiye, bu programı, gerçekleşme aşamasına, sıfırdan getirdi; yani daha öncesi yoktu: yazılım programlarının oluşturulması, elemanların eğitilmesi, halkı bilgilendirme etkinliklerinin yürütülmesi ve bütün sistemin kurulması zorunluydu; Gene de, Türkiye, şu anda bilinen adıyla Sosyal Yardım ve Dayanışma Genel Müdürlüğü gibi bir kuruluşa sahip olmanın avantajından yararlandı. Merkezi Ankara’da bulunan bu kuruluş, bütün Türkiye’ye yayılmış yerel 931 sosyal yardım vakfıyla, böyle bir programı uygulayabilecek ve yoksullara ulaşabilecek kabiliyete sahip durumdaydı. Yerel bu vakıflara başkanlık eden kaymakamlar veya valiler, merkezi yönetimin yerel düzeydeki çeşitli unsurlarını bir araya getirip bütünleştirebiliyorlar. Kaymakamlar ve valiler ile bu programın büyük başarı kazanmasında çok etkili ve vazgeçilmez olan yerel sosyal dayanışma vakıflarındaki elemanlarına özel teşekkürlerimi sunmak isterim. Türkiye, il ve ilçe düzeylerinde son derecede profesyonel ve adanmış memur ve eleman kadrolarıyla kutsanmış ülkelerden. Bu kadrolar olmasa bu sosyal yardım programları işlerlik kazanamazdı. Türkiye’deki CCT programının sonuçları, çok yakında sunulacak, fakat, CCT’nin özünü oluşturan öğretim ve sağlık ile ilgili sonuçlar üzerindeki etkilerinden ayrı olarak, başlıca etkilerinden diğer ikisini, yani yoksulluk ve kadınlar üzerindeki etkilerini vurgulamak istiyorum. CCT kapsamındaki nakit havalelerinin yoksulluğun azaltılmasındaki katkısını eksik değerlendirmemek, önemli. Türkiye’deki mutlak yoksulluk çok düşük--% 1 kadar olup yoksulluk sınırının altındaki halk, nüfusun dörtte birini oluşturuyor. Dünya Bankasının Türkiye’nin güneydoğusundaki Gaziantep ilinde son zamanlarda düzenlediği planlama çalıştayında bazı katılımcılar, CCT’den yararlananlarla görüşmek üzere aynı ildeki Yavuzeli adlı küçük kasabaya gittiklerinde örneğin sakat kocasıyla birlikte beş çocuğu bulunan bir anneyle karşılaştılar. Nakit gelirlerinin tek kaynağı, CCT yardımlarıydı. Üstüne üstlük, yardımları alabilmek için, çocukların doğumlarının, dolayısıyla evliliklerin kayıt ettirilmesi gerekiyor. Bu, önemli bir olay gibi görünmemekle birlikte çocuklara ülkenin vatandaşları olarak, kadınlara ise toplumda erkeklerle eşit bireyler olar gerçek hakları, bu kayıt süreci kazandırıyor. CCT’nin Türkiye’deki uygulanışı, sosyal yardımın en yoksullara daha iyi hedeflenmesine de yardımcı olmakta ki bu, Türkiye’nin kendisini bulduğu ekonomik ortamda, ayrıca izleme ile değerlendirmenin--yani sosyal yardım için yapılan kamusal harcamaların etkisinin ve etkinliğinin baştan itibaren saptanmasının--yeni kültürü de devreye sokulmuş olduğuna göre mutlaka şart. Üstelik, Türkiye’deki CCT, bir kuşaktan öbürüne aktarılan yoksulluk döngüsünü kırma gereğini vurguluyor olup bu, sosyal yardımın sosyal güvenlik ağı olmaktan ziyade tramplen olarak çalışması gerektiği mesajını güçlendiriyor. Sosyal yardım, mümkün olan her durumda, ailelerin bağımsız olmalarına, sürdürülebilir geçim yolları oluşturabilmelerine, sosyal güvenlik ağı içinde takılıp kalmamalarına yardımcı olmalı, bunu başarabilmeleri için tramplenden sıçrayabilmelerini sağlayacak olanaklara kavuşturulmalılar. Burada, CCT’ler ile istihdam yaratma gündemi arasındaki bağlantılar, kritik önem taşıyorlar.
Olumlu tüm bu hususlar bir yana, CCT’lerin Türkiye’de veya başka ülkelerde her derde deva oldukları izlenimini vermek istemem. Programların kesin davranış değişikliğinde makroekonomik politikadaki gibi etkili olabilmeleri için, sürekli izlemelerden ve değerlendirmelerden gelen besleyici bilgilere uygunluklarını sağlayacak ince ayarla bile olsa yerel koşullara göre uyarlaştırılmaları, tutarlı ve sürdürülür olmaları gerekir. Dünya Bankası olarak, işte bu bağlamda, Türkiye hükümetine kendi CCT programını sürdürmesi konusundaki daimi desteğimizi ve bunu gelecekte teknik ve mali açıdan sağlama konusundaki istekliliğimizi belirtmek isteriz. Bu gibi programlar, kredi fonlarından, açıkçası, uzun vadede değil, kısa ile orta vadede finanse edilebilirler, edilmeliler; borç vermek, hem bu programlara yönelik kaynakların tamamlanmasına hemse çok gerekli kurumsal güçlenmede ve başarılı, kendi kendini sürdürebilir olmanın öğrenilmesine yardımcı olabilir. Bunun ötesinde, yoksullar için CCT’ler kapsamında oluşturulan sosyal hizmetlere yönelik talebin, özellikle sosyal güvenlik, öğretim ve sağlık çevrelerinde etkili ve randımanlı kamusal hizmetlerle desteklenmesinin sağlanması, çok elzem gerekler arasında. Dünya Bankası olarak, Türkiye hükümetinin tüm bu alanlarda, yani (ı) sosyal güvenlik konusunda, sistemin mali açıdan katlanılabilir hale getirilmesi ve kapsam dışındakileri (özellikle sağlık sigortası için) kapsayacak biçimde yaygınlaştırılması; (ıı) öğretim konusunda, müfredatın modernleştirilmesi ve randımanının arttırılarak okul ve üniversite mezunlarının küresel açıdan rekabet edebilir emek piyasasına daha etkin olarak girebilmelerinin sağlanması; (ııı) sağlık konusunda, pahalı olan sistemin bütün nüfusun gerçek ihtiyaçlarına etkin biçimde hizmet edebilir hale dönüştürülmesi alanlarında cüretli reformlara girişiyor olmasından özellikle mutluyuz. Türkiye’nin, aynı anda hem küreselleşmekte olan dünya ile hem Avrupa Birliğine katılma süreciyle ilgilenmek durumunda olması dolayısıyla, önemli tüm bu girişimlerin başarılmasında dünyaya anlatacak önemli bir başarı öyküsüne sahip olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin CCT ve sosyal yardım programlarıyla olan kendi deneyimleri sırasında paylaşabilecekleri dersler almış bulunan ve bu forumda bugün temsil edilen diğer ülkelerden bazı şeyleri öğrenebileceklerine de inanıyoruz. Sonuç olarak, önemli bu konferansta CCT’leri küresel olarak tartışmak için görüşlerin yaşamsal değişimi konusunda hepinize en iyi dileklerimi sunmak istiyorum. Yoksullara daha iyi nasıl yardım edip herkesin yaşam standartlarını nasıl yükseltebiliriz biçimindeki misyonunuz ve misyonumuz, günümüzde dünyadaki en soylu görevlerden biri. CCT programları, Türkiye’de olsun, Asya’da, Afrika’da veya Latin Amerika’da olsun, bu görevin başarılmasında önemli role sahipler. Bu konferansın, değerli bu amaca anlamlı katkıda bulunacağını umuyorum. Teşekkür ederim.
|