Türkiye’nin Marmara Depremi – Dokuz Yıl Sonra

Ayrıca şurada da bulunmaktadır: English

İnşaat Mühendisi Emin Atak, İstanbul’un varoşlarında, gerçeğe dönüşmesinde yardımcı olduğu, Dünya Bankası tarafından finanse edilen ve devlet desteği ile inşa edilen yedi yıllık siteyi ziyaret ediyor ve memnuniyetle gülümsüyor.

MEER Apts“Bu siteyi inşa ettiğimiz zaman, doğal gaz, elektrik, kanalizasyon sistemleri ve hatta otopark alanları da dahil olmak üzere her türlü modern tesis ve kolaylıklar düşünüldü,” diyor Türk Hükümetinin yürüttüğü Marmara Depremi Acil Yeniden Yapılandırma Projesinin (MEER) saha müdürü Atak ve ekliyor, “It’site çok iyi yapıld.”

Atak abartmıyor. Site, kaldırımları, sokak ışıklandırmaları ve asfalt yollarıyla gayet iyi planlanmış. Aynı zamanda okullar, sağlık merkezleri ve marketler de var (marketler Avrupa Yatırım Bankasınca finanse edilen projeler kapsamında inşa edildi). Daireler ise yeterli havalandırmaya sahip ve sakinlerini aşırı hava koşullarına karşı koruyor ve doğal gün ışığından yararlanmalarını sağlıyor.

Ancak bu sakin mesken alanları İzmit’teki bu sitenin – ve ona benzer pek çoklarının – yapıldığı dönemdeki yüksek baskı koşullarını gizliyor.


1999 Kışı

17 Ağustos 1999 gününün erken saatlerinde meydana gelen ve Richter ölçeğine göre 7,4 şiddetinde olan yıkıcı Marmara depreminin sonuçlarıyla sarsılan Türk hükümeti, evsiz kalan 200.000 kişiye (tahmini olarak 17.000 kişi yaşamını yitirmişti) barınak sağlamak üzere düşük maliyetli dairelerin yapımı için kolları sıvamıştı.

horiz line
.

meer map

meer map

horiz line

“Depremden etkilenen kişilerin sayısı son derece yüksekti” diyor Atak o günleri hatırlayarak.

Depremi izleyen bir ay içinde yapılan bir araştırma, depremden zarar görenlerin büyük çoğunluğunun, o dönemde, Marmara bölgesinde yaşayan insanların çoğunun gelirlerinin yarısına eşdeğer olan ortalama 168 Türk Lirası ya da 363 ABD $ aylık gelire sahip yoksul kişilerden oluştuğunu ortaya koydu.

“Herkes, geleceğin neler getireceği konusunda endişeliydi” diyor sitenin sakinlerinden Naci Altay. “Yetkililerin bize yardım edebileceğine inanmıyorduk ve – özellikle hâlâ sarsıntıları hissetmeye devam ettiğimiz için - zarar gören evlerimizi onaracaklarını söylemelerine karşın evlerimize geri dönme olasılığı bizi dehşete düşürüyordu.”

O dönemde, zarar gören evlerin yarısının – yaklaşık 150.000 – onarılabileceği ve binaların yeniden inşa edilmesi ve onarılmasının maliyetinin 750 milyon ila 1,2 milyar ABD doları arasında değişeceği tahmin ediliyordu..

“Aynı zamanda eşyalarımızı da korumak zorundaydık" diyor Altay, "bu tür trajediler her zaman insanların iyi yanlarını ortaya çıkarmıyor.”

En çok etkilenen kent ise, mahallelerin tamamının ve bir ticaret bölgesinin bütünüyle yok olduğu Adapazarı’ydı. Ayrıca, yakın kentlerden Gölcük’ün kuzey bölümünün yüzde kırk beşi büyük ölçüde yok olmuş, deniz kıyısında bazı kısımlar denizin içine çökmüş ve en önemli altyapı ağları tahrip olmuştu.

Depremden iki ay sonra, yaklaşık 600.000 kişi kendilerini acil barınak ararken buldular ve yaklaşan kış koşulları sorunu daha da güçleştiriyordu. Bu duruma çare bulmak amacıyla, hükümet ve arama – kurtarma ekipleri 80.000 çadır kurdu..

.“Çadırların çoğu ahşap çerçevelere iliştirilmiş bir parça naylondan ibaretti” diyor Altay, “aramızda en şanslı olanlar, Türk Ordusunun dağıttığı çadırların verildiği kişilerdi – bu çadırlar ısıtılabiliyordu.”

Dairelerin İnşa Edilmesi

“Gölcük’te 3.500’den fazla daireyi inşa ettikleri sırada beş müteahhidi ve bir müfettişi koordine eden Atak, “On ay sonra, daireleri inşa etmeye başladığımızda insanlar hâlâ çadırlarda yaşıyorlardı,"diye anlatıyor.

Felaketi izleyen iki yıl içinde toplam 34.000 daire inşa edildi ve üçüncü bir grubu, ya da 11.500 daire de MEER Projesi kapsamında yapıldı.

MEER projesi, 505 ABD $’lık kısmı Dünya Bankası tarafından finanse edilen toplam 1,8 milyar ABD $’ı tutarındaki kapsamlı bir program çerçevesinde hazırlandı. Proje, Dünya Bankası tarafından, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Avrupa Birliği ve Avrupa Yatırım Bankasının yanı sıra geniş bir devlet kurumları yelpazesinin işbirliği ile geliştirildi. Dünya Bankasının bu durumda Türkiye’ye yardım etmek için özellikle uygun olmasının nedeni, daha önce bu alanda gerçekleştirmiş olduğu iki proje aracılığıyla felaket kurtarma ve yönetimi konusunda destek sağlamış olmasıydı.

Proje finansmanı ile yapılan daireler Gölcük, İzmit ve Adapazarı’nda inşa edildi. Yeni daireler depremden en fazla zarar gören bölgelerin yakınında inşa edilmekle birlikte, gelecekteki yeni bir deprem olasılığına karşı daha dayanıklı olmaları amacıyla konumları, toprağın sağlamlığına ve nispeten düşük su tabakası seviyelerine göre seçildi. Deprem riski daha yüksek olan alanlar ise eğlence etkinlikleri ve alçak ve iskân düzeyi yoğun olmayan binalar için planlandı. Gelecekteki sismik olaylara karşı dayanıklı olmalarını sağlamak için ise daha yüksek inşaat standartları kullanıldı.

MEER Projesi çerçevesinde, beş farklı tarzda, her biri sekiz ila on iki üniteden oluşan apartman binaları inşa edildi.

“Dairelerin her biri yaklaşık 80 metrekare," diyor Atak ve devam ediyor, “yani çok büyük değiller. Ancak bunlar, pek çok kişinin depremden önce sahip oldukları konut türlerine eşdeğer”

Daireler ailelere kura sistemiyle ancak sadece yıkılmış ya da ağır hasar görmüş köy evleri ile kentsel apartman dairelerinde oturan kişilerle sınırlı olacak şekilde dağıtıldı. Bu evlerin verildiği kişilerin aynı zamanda, hasar gören evlerinin sahibi olduklarını kanıtlayacak tapularını göstermeleri gibi bazı koşulları yerine getirmeleri gerekiyordu.

Fiziksel engelli kişiler özel olarak düşünülerek bu kişilere erişilebilir, müstakil üniteler verildi.

“İnsanlara danışarak özel ihtiyaçlarına yanıt vermeye çalıştık" diyor Atak. “Böylelikle, onlarla konuştuktan sonra, örneğin evlerdeki aynaları fiziksel engelli kişilerin daha kolay kullanabilmelerini sağlayacak şekilde yerleştirdik."

Yaşamaya Devam Etmek

MEER Projesinin benzersiz bir özelliği de, binaların inşa edilmesi sırasında sahada görevli devlet personelinin etkin kontrolü sonucunda sadece konutların değil aynı zamanda kamu tesislerinin de inşa edilmesi oldu.  

“Daha en başından, insanların depremin ardından yaşamlarına devam edebilmeleri için sadece konut sağlamamızın yeterli olmayacağının farkındaydık” diyor Atak.

Böylelikle, bugün bu siteler, medikal malzeme ve ekipman sağlanan 17 sağlık tesisine, okullara, yürüyüş yollarına, spor alanlarına, oyun alanlarına ve çevre düzenlemesi yapılmış parklara sahip.

Ayrıca, sadece dairelerin, sakinlerinin deprem sonrasında psikolojik olarak uyum sağlamalarına yardımcı olmasını değil aynı zamanda içinde oturanların bu dairelere bölgesel emlak piyasasına uygun bir değer karşılığında sahip olmalarını da sağlamaya özen gösterildi. Daha sonra da ulaşım ve istihdam olanaklarına erişim sağlandı.

“Atak’ın Adapazarı’ndaki eski çalışma ortağı İbrahim Zor , "Ford bu bölgenin yakınlarında bir imalat tesisi inşa etti. Bu tür gelişmeler site sakinlerine üretken bir yaşam sürme olanağı tanıyor”

Ancak Altay, başarıyı daha basit ölçülere göre değerlendiriyor.  

“Ailemle birlikte yeni dairemize taşındığımız gece hiçbir şey düşünemeyecek kadar yorgunduk. Ama birkaç gün sonra artık rahat bir şekilde uyuyabildiğimi fark ettim. Çok şükür, dokuz yıl sonra da aynı durum devam ediyor”




Permanent URL for this page: http://go.worldbank.org/0EE48TT9U0