Ülke Özeti 2010

Ayrıca şurada da bulunmaktadır: English

Son Güncelleme: 5 Ekim 2010


  • Çeşitlilik sergileyen ekonomisi, Avrupa’ya yakınlığı ve Avrupa pazarları ile entegrasyonu, AB katılım çıpası ve uzun vadeli bir sağlam ekonomik yönetim ve yapısal reform performansı Türkiye’nin uzun vadeli beklentilerinin itici güçleridir.
  • Hem ticaret hem de finans kanalları yoluyla Türkiye’nin dünya ekonomisi ile yüksek derecede entegrasyonu, ülkeyi ekonomik resesyon etkilerine karşı kırılgan hale getirmiştir ve 2009 yılında ekonomisi % 4,7 küçülmüştür. Ancak, ekonomi artık toparlanarak kriz öncesi düzeylere gelmiştir ve 2010 yılında büyümenin yüzde 7’ye ulaşması beklenmektedir.
Önemli Ülke İstatistikleri
 2009
Nüfus, toplam (milyon)74.8
Nüfus artışı (yıllık %)1.2
Doğumda beklenen yaşam süresi, kadınlar(yıl)*74
Doğumda beklenen yaşam süresi , erkekler(yıl)*70
GSYİH (cari ABD$) (milyar)615.7
GSYİH artışı (yıllık %)-4.7
Kişi başına GSYİH, Atlas yöntemi (cari ABD$)8710
Enflasyon, tüketici fiyatları (yıllık %)6.5
Yabancı Doğrudan Yatırım, net giriş (GSYİH’nın %’si olarak)1.0
İşsizlik, toplam (toplam işgücünün %’si olarak)14.0
Bir iş kurmak için gereken süre (gün)6
İnternet kullanıcıları (100 kişide)*33
*WDI 2009’dan alınan 2008 istatistikleri

SONUÇLAR

Türkiye programı, sağlık sektörü reformundan elektrik arz güvenliğinin iyileştirilmesine ve kamu mali yönetiminin güçlendirilmesine kadar etkileyici sonuçlar elde etmeye devam etmektedir. Dünya Bankası bir dizi proje ve analitik çalışma yoluyla bu çabaları desteklemektedir. Bunlardan bazıları aşağıda sunulmuştur.

Sağlık Sisteminin Dönüşümü:

Sağlıkta Dönüşüm Projesi Uyarlanabilir Program Kredisi (APL) 1 ve 2
  • 2003 yılında nüfusun en yoksul onda birlik diliminin yüzde 24’ü sağlık sigortasına sahip iken, bu oran 2008 yılında %82’ye ulaşmıştır.
  • 2003 yılında 15 pilot ilde aile hekimliği sistemine kayıtlı nüfus sıfır iken, 2009 yılında 33 ilde yüzde 90’a ulaşmıştır.
  • Aile hekimliğinin uygulandığı illerde birinci basamak sağlık hizmetlerinden yararlanma oranı artmıştır: aile hekimliğinin uygulanmadığı illerde kişi başına 2 poliklinik ziyaretine karşı aile hekimliğinin uygulandığı illerde kişi başına 2,45 poliklinik ziyareti.
  • Kamu hastanelerinde 2003 yılında %38 olan sağlık hizmetleri ile ilgili hasta memnuniyet oranı, 2009 yılında %67’ye çıkmıştır.
  • Sosyal güvenlik sistemleri birleştirilmiş ve tüm hastaneler Sağlık Bakanlığı’na devredilmiştir; böylelikle insanlar nerede tedavi görmek istediklerini seçebilmektedir.

Kapsamlı Enerji Sektörü Reformu: elektrik arz güvenliğinin ve güvenilirliğinin arttırılması, elektrik piyasasının verimliliği, özel sektör katılımı, çevresel etki

Yenilenebilir Enerji Projesi
  • Yılda 3.810 GWh elektrik üretebilecek 966 MW’lık bir yenilenebilir enerji (hidro, jeotermal, rüzgar, çöp gazı) kurulu gücünün yapımı.
  • Sera gazı emisyonlarında yıllık yaklaşık 1,7 milyon tonluk azalmaya katkı sağlanmıştır.
Elektrik Dağıtım Rehabilitasyon Projesi
  • Proje kapsamında hedeflenen 8 bölgesel dağıtım şirketinde tüketicilerin yaşadığı elektrik kesintilerinin sayısında ve süresinde azalma
  • Proje kapsamında hedeflenen 8 bölgesel dağıtım şirketinde tahsilat verimliliği artmıştır
  • Artan talebe cevap verilebilmesi için hedeflenen bölgelerde yeni yük devreye sokulmuştur.
Güneydoğu Avrupa Enerji Topluluğu (ECSEE)
  • 2006 yılında rekabetçi bir toptan satış elektrik piyasası faaliyete geçmiştir ve genişlemeye devam etmektedir. Şu anda yaklaşık 400 özel şirket elektrik ticaretine katılmaktadır.
  • İletilen elektriğin yüzdesi olarak piyasada satılan elektrik 2004 yılında önemsiz düzeylerde iken, 2009’da yüzde 30’a yükselmiştir.
  • Sistemin taşıdığı puant talep 2004 yılında 23,5 GW iken 2008 yılında 30,5 GW’a yükselmiştir.
  • 380 kV ve 154 kV hatlar üzerindeki arıza endeksi 2004 yılında sırasıyla 6,8 ve 10,1 iken, 2008 yılında 5,9 ve 8,6’ya düşmüştür.
  • Sistem kazalarının sayısı 2004 yılında 21 iken, 2008 yılında 19’a düşmüştür.

Afete Müdahaleden Afete Hazırlığa Geçiş:

İstanbul Deprem Riskinin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi
  • 418 kamu binası depreme karşı güçlendirilmiş veya yeniden inşa edilmiştir.
  • Aralarında hastanelerin de bulunduğu ilave 69 bina güçlendirilmektedir ve 110 okulun güçlendirilmesine ilişkin ihale süreci devam etmektedir. Güçlendirilen ve yeniden inşa edilen okullar yaklaşık 1 milyon öğrenciye hizmet vermektedir ve bu okullarda 33.300 öğretmen görev yapmaktadır. Hastaneler günde 25.000’in üzerinde hastaya hizmet vermektedir ve bu rakam bir afet sonrasında üç kat artabilir.
  • Yedek Afet Yönetim Merkezi faaliyete geçmiştir ve Valiliğin ana Afet Yönetim Merkezinin yapımı devam etmektedir.

KOBİ’ler ve ihracat şirketleri daha uzun vadeli finansmana erişebiliyor

İhracat Finansmanı Aracılık Kredisi (EFIL) dizisi
  • Hedef şirketlerin ihracatları EFIL II kapsamında %117, EFIL III kapsamında %95 artmıştır (buna karşılık Türkiye’deki ortalama artış %81 olmuştur); devam etmekte olan EFIL IV için sonuç verileri yakın zamanda çıkacaktır.
  • EFIL III katılımcı şirketlerinin ihracatları 2005 ve 2008 arasında reel bazda yüzde 10,4 artarken, karşılaştırma yapılan şirketler için artış oranı %0 olmuştur. EFIL III şirketlerinin satışları %11,7 artarken, karşılaştırma yapılan şirketlerin satışları %6,2 artmıştır. EFIL III şirketlerinin istihdamı %8,9 artarken, karşılaştırma yapılan şirketlerdeki artış oranı %2,5 olmuştur.
  • EFIL III katılımcı şirketlerinin yeni ürünler geliştirme (%58’e karşı %29), çevresel yönetimi iyileştirme (%79’a karşı %47), maliyetleri düşürmek için yeni teknolojiler kabul etme (%88’e karşı % 61), yeni pazarlara ihracat yapma (%69’a karşı %48) ve müşteri tabanlarını genişletme (%79’a karşı %58) olasılıklarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ) kredisi
  • Doğu ve iç bölgeler gibi yetersiz hizmet verilen bölgeler üzerinde odaklanarak, Türkiye genelinde 500 şirkete orta vadeli finansmana erişim olanağı sağlanmıştır.
  • Katılımcı KOBİ’ler, aralarında matbaacılık, plastik işleme, turizm ve gıda işlemenin de bulunduğu 20’den fazla sektörü temsil etmektedir.

Küresel krizin etkilerinin yönetilmesinden, mali konsolidasyona, ortak büyümeye ve istihdama geçiş

Adil Büyüme ve İstihdamın Yeniden Tesisi Program Odaklı Kalkınma Politikası Kredisi (REGE DPL)

Küresel kredi krizi sırasında atılan adımlar istihdamı ve hanehalkı refahını korumuştur:

  • Kriz sırasında tarafsız aracılık fonksiyonunun pik kullanımı ayda 1 milyar ABD$’nın üzerinde olmuştur
  • Aralık 2009’da kısa çalışma ödeneğinden yararlananların sayısı 40.000 olmuştur.
  • KOBİ’lere kullandırılan toplam kredi 2009 sonunda 83,9 milyar TL iken, Temmuz 2010’da 103,6 milyar TL’ye çıkmıştır.
  • İŞKUR’un mesleki eğitim programlarının 2009-2010 arasındaki iki yıllık dönemde 300.000 kişiye ulaşması beklenmektedir.

Krizden sonra alınan mali önlemler, bir yandan mali dengenin yeniden kurulmasına katkıda bulunurken, diğer yandan sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli sürdürülebilirliğini korumuştur:

  • Genel Sağlık Sigortası neredeyse tüm nüfusu kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
  • Türkiye geçmişteki üç ayrı emeklilik sistemini kapsayan yeni ve birleşik bir idari yapıya doğru hareket etmektedir
  • Borçların GSYİH’ye oranı 2010-2012 Orta Vadeli Program’da belirlenen hedefler dahilinde kalacak şekilde belirlenmiştir; yüzde 50’nin altında dengelenmesi ve zaman içinde yüzde 30’lara düşmesi planlanmıştır.

Yatırım ortamı reformları zaman vergilerini azaltmıştır:

  • Gümrük işlemlerinin tamamlanması için gereken ortalama gün sayısı düşmektedir (2009’daki 15 gün düzeyinden)

Erken çocukluk eğitiminin kapsamı genişlemiştir:

  • Hükümet’in 2010 yılında kreş ve okul öncesi kayıt oranlarını evrenselleştirmeye yönelik çalışmalar başlatması ile birlikte, okul öncesi eğitimde (3-5 yaş arası çocuklar) kayıt oranı 2009-10 döneminde bir önceki eğitim-öğretim yılına göre yüzde 22 artmıştır.

EKONOMİ

Son Dönemdeki Ekonomik Performans

2001 krizi sonrasında Türkiye yüksek büyüme ve yapısal dönüşüm dönemine girmiştir. 2002 yılındaki sıçramanın ardından, 2003 ile 2007 arasındaki beş yıllık dönemde yıllık büyüme ortalama % 7 olmuş, kamu borç stoku 2002 sonundaki GSYİH’nın % 74’ü seviyesinden 2007 sonunda % 39’a düşmüştür. Güçlü ve kapsamlı bir reform programı çerçevesinde, dalgalı döviz kuru, mali sektörün denetlenmesi, özelleştirme, gelir idaresi, yatırım ortamı, enerji sektörü ve sosyal güvenlik ile ilgili reformlar uygulanmıştır. Bu arada, Türkiye’nin enerji ihtiyaçları için petrol ürünleri ithalatına ve ihracatı için ara girdi ithalatına bağımlılık ile birlikte yüksek sermaye girişleri, 2004-2008 arasındaki dönemde GSYİH’nın ortalama % 5.2’ine ulaşan yüksek cari açıklara yol açmıştır.

Türkiye ekonomisi, ticaret ve finans kanalları yoluyla 2008-09 yıllarındaki küresel finansal krizden etkilenmiştir. 2009’un ilk yarısında, ihracat kazancı üçte bir oranında düşmüştür. Özel sektör yatırımları da benzer şekilde etkilenmiş ve 2009’un ilk çeyreğinde üçte bir oranında azalmıştır. Yurt içi finansal aracılık ve sermaye girişleri de düşmüştür. İşsizlik oranı 2009’un ilk çeyreğinde %16’yı aşmıştır (25 yaş ve altı dört kişiden birisi işsizdir).

Ancak Türkiye ekonomisinin altta yatan güçlülükleri –yüksek düzeyde sermayelendirilmiş ve iyi düzenlenen bir bankacılık sektörü ve iyi yönetilen para politikası, maliye politikası ve kamu borcu– sistemik etkileri en aza indirmiştir. Türkiye ekonomisi artık toparlanmıştır; 2010 yılının ilk iki çeyreğinde GSYİH artışı bir önceki yılın aynı dönemlerine göre yüzde 11,4 ve yüzde 10,3 olmuştur ve işsizlik oranı da kriz öncesindeki yüzde 10 düzeylerine gerilemektedir. 2010 yılındaki GSYİH artışının yüzde 7’ye ulaşması ve Orta Vadeli Program’daki mali hedeflere kolaylıkla ulaşılması beklenmektedir. Orta vade ile ilgili endişe konularından birisi, GSYİH’nın yüzde 5’i düzeylerindeki cari açıklara dönüştür; bunun yaklaşık üçte biri geçtiğimiz yıl kısa vadeli sermaye girişleri ile finanse edilmiştir.

Türkiye’nin Önündeki Zorluklar

Türkiye’nin kalkınma gündemi, istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye vizyonu üzerinde odaklanmaktadır. Dolayısıyla, kalkınma öncelikleri daha fazla rekabetçilik ve istihdam, adil insani ve sosyal kalkınma, kaliteli kamu hizmetlerinin etkin sunumu ve enerji güvenliği ve verimliliği etrafında öbeklenmekte ve bölgesel eşitsizliklerin azaltılmasına vurgu yapmaktadır.

  • Kısa vadedeki temel zorluk Orta Vadeli Program’da ortaya konulan mali hedefleri tutturmaya devam etmek veya bu hedefleri aşmak olacaktır. Bu sadece kamu borcunu istikrara kavuşturup düşürmeye başlamayacak, aynı zamanda daha uzun vadeli istikrar için önemli bir gösterge olarak yatırımcılara politika güvenilirliği bakımından mesaj verecektir. Hükümet bu konuda faydalı olabilecek mali kural ile ilgili bir mevzuat taslağı ortaya koymuştur.
  • Türkiye’nin orta vadedeki temel zorlu görevi işsizliktir. 2002 yılından sonra yaşanan hızlı büyümeye rağmen, işsizlik % 10 düzeylerinde sabitlenmiştir ve şu anda kriz öncesi düzeyin 1,5 puan üzerinde seyretmektedir; işsizlik genç işgücü arasında özellikle bir zorluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sorunu çözmeye yönelik politikalar arasında “işlerin” korunmasından “çalışanların” korunmasına doğru bir geçiş, (örneğin kıdem tazminatlarının azaltılması ve işsizlik yardımlarına erişimin yaygınlaştırılması) ve eğitim ve öğretimin iyileştirilmesi yoluyla işgücü piyasasındaki beceri uyuşmazlıklarını gidermek yer almaktadır.
  • Bir başka zorluk ise, Türkiye’nin dirençli cari açık sorunudur. Kamu sektöründeki toplam tasarruflar arttırılabilir: harcama tarafındaki reformlar bir yandan daha yüksek kaliteli harcama ve büyümeyi arttırıcı yatırımları amaçlarken, öte yandan harcamalardaki artışları sınırlayabilir. Gelir tarafında ise, özellikle kayıt dışı ekonomi ve vergi kaçağı ile mücadele yoluyla gelir tahsilatını iyileştirme fırsatı mevcuttur. Ayrıca, özellikle YDY ve ihracat ile ilgili olmak üzere iş ortamına ilişkin reformlar sürdürülebilir bir şekilde finanse edilebilecek bir büyümeye yardımcı olabilir.
  • Daha uzun vadede, enerji verimliliğini arttırmaya ve alternatif enerji kaynaklarına yatırım yapmaya yönelik reformlar Türkiye’nin petrol ve gaz ithalatına bağımlılığını ve böylelikle Türkiye’nin petrol fiyatları sebebiyle maruz kaldığı riski azaltma potansiyeline sahiptir.
  • Son olarak, Türkiye ekonomisinin karbon yoğunluğunu düşürmeye yönelik bir strateji Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki Kyoto Protokolü’nü onaylaması ile birlikte üstlendiği taahhüdü destekleyebilir.

Dünya Bankası Tarafından Desteklenen Program

Kurul tarafından Şubat 2008’de onaylanan mevcut WBG Ülke Ortaklık Stratejisi (CPS) 2008-2011 dönemini kapsamaktadır ve Türkiye Hükümeti’nin “Türkiye’yi istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir ülke haline getirmeyi” amaçlayan Dokuzuncu Kalkınma Planı’nı esas almaktadır.

CPS dokümanı hükümet ile birlikte ve iş toplumu ve sivil toplum ile istişare içinde hazırlanmıştır. CPS, üç geniş alanda kalkınma sonuçlarının elde edilebilmesi için yakın bir işbirliği öngörmektedir:

  1. Türkiye’nin rekabetçiliğinin arttırılması ve daha iyi ve daha fazla işin yaratılması;
  2. Türkiye’nin sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik sistemlerinin daha da güçlendirilmesi; ve
  3. kaliteli kamu hizmetlerinin daha etkin sunumunun sağlanması.

  • Türkiye, politika ve yatırım finansmanından ve aynı zamanda analitik ve istişari çalışmalardan yararlanarak daha fazla ve daha iyi istihdam yaratmayı amaçlamaktadır. Hükümet 2010 sonuna kadar işsizlik oranının yüzde 10’a düşürülmesini hedeflemektedir ve işgücü piyasasının esnekliğini arttırmaya ve aktif işgücü piyasası politikalarını güçlendirmeye yönelik önemli önlemlerin yer alacağı yeni bir İstihdam Stratejisi hazırlanmaktadır. Türkiye aynı zamanda ihracat artışına ve yabancı doğrudan yatırımın çekilmesine yönelik yatırımların arttırılması yoluyla daha fazla ve daha iyi istihdam yaratmayı amaçlamaktadır.
  • İşsizlikte azalan bir eğilim mevcuttur. 2009 yılının Mayıs-Temmuz döneminde %13 ve bir önceki ayda yüzde 11 olan işsizlik oranı, Mayıs-Temmuz 2010 döneminde yüzde 10,5’e düşmüştür. Mevsimsel düzeltme yapıldığında, işsizlik aylık bazda %0,2’lik bir düşüş ile yüzde 11,7’ye gerilemiştir –bu oran Ekim 2008’den bu yanaki en düşük orandır. Genç (15-24 yaş) işsizlik oranı söz konusu dönemde yüzde 23,7’den yüzde 19,1’e gerilemiştir.
  • Sosyal sektörlerde, Sağlıkta Dönüşüm Programının uygulanmaya devam edilmesi ile birlikte evrensele yakın (%96) bir sağlık sigortası kapsamı sağlanmış ve 2003 ile 2008 yılları arasında çocuk ve anne sağlığı sonuçlarında önemli iyileşmeler elde edilmiştir. Aile hekimliği uygulamasının 2010 yılında yaygınlaştırılması, sağlık hizmetlerine erişimde ve sağlık hizmetlerinin kalitesinde daha fazla iyileşme sağlayacaktır. Eğitimde, okul öncesi kayıt oranlarının arttırılması ve böylelikle özellikle dezavantajlı çocuklar olmak üzere okula hazırlık durumunun iyileştirilmesi için 2010 yılında önemli çalışmalar başlatılmıştır.
  • Daha iyi elektrik arz güvenliği zaten sağlanmaktadır ve daha iyi talep yönetimi, üretimin arttırılması ve enerji verimliliğine ve yenilenebilir enerji kaynaklarına özel sektör yatırımının arttırılması yoluyla daha da güçlendirilecektir.
  • Kamu idaresi reformunun somut sonuçları arasında; afet yönetimi ile ilgili kurumsal sorumluluklarının etkinleştirilmesi, yerel mali yönetim sistemlerinin güçlendirilmesi, ve e-Devlet uygulamalarının yaygınlaştırılması ve etkinleştirilmesi yoluyla kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi yer almaktadır.

Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Ulrich Zachau: "Türkiye ve Dünya Bankası güçlü bir ortaklığa sahiptir. Bu ortaklığımız, analiz ve danışmanlık hizmetlerini, uluslararası deneyimlerin ve uzmanlık birikiminin Türkiye’de paylaşılmasını ve Türkiye’nin deneyim ve uzmanlık birikiminin yurt dışında paylaşılmasını ve sağlık, sosyal güvenlik, eğitim, işgücü piyasası ve istihdamdan etkili kamu sektörü yönetimine ve sağlam makroekonomik politikalara, rekabete ve yatırım ortamına, belediye altyapı yatırımlarına, ve enerji, çevre yönetimi ve iklim değişikliğine kadar uzanan birçok alanda projeler için finansman sağlanmasını içermektedir. Ortaklığımızın hedefi, Türkiye’deki insanların yaşamlarının iyileştirilmesine yardımcı olmaktır. Dünya Bankası, Türkiye’de bunu hedefleyen –Türkiye’de daha fazla insanın daha fazla fırsata ve daha iyi bir yaşama sahip olmasına yardımcı olan- programları desteklemekten onur duymaktadır."


Ocak 2010’da onaylanan bir CPS İlerleme Raporunda, bugüne kadar kaydedilen ilerleme ve son küresel krizin ışığında Türkiye’nin önündeki yeni zorluklar değerlendirilmiştir. “Krizin etkilerinden kurtulmaktan” “yeniden sürdürülebilir özel sektör öncülüğünde büyümeye” geçişi desteklemek için, Ülke Ortaklık Stratejisi’nde bazı ayarlamalar yapılmıştır: insani ve sosyal kalkınma ile ilgili analitik ve istişari hizmetler arttırılacaktır; devam etmekte olan elektrik programı, iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilir üzerinde odaklanmayı içerecek şekilde genişletilecektir.

Finansman ve analitik-istişari çalışma programına ek olarak, Dünya Bankası aynı zamanda temiz teknoloji, afetlerin azaltılması ve etkilerinin telafi edilmesi, enerji sektörü yönetimi, yönetişim ve çevre üzerinde odaklanan alçakgönüllü bir vakıf fonu portföyü yönetmektedir. Dünya Bankası aynı zamanda Türkiye’deki gençlik faaliyetlerini de aktif olarak desteklemektedir.


Proje Öyküleri

“Türkiye’deki Çocuklar için Eşitlik Faydalarının Sağlanması”:

“Küçük İşletmelerin Geliştirilmesi”:

“Sağlık Ocakları Daha Sağlıklı Köyler Sağlıyor!”:

“Marmara Depremi Rehabilitasyon Projesi”:

“Türkiye: Çöpü Kullanmak”:

“Türk Kadınları Çalışmak İstiyor”:

“Sürdürülebilir Enerji, Daha Az Kirlilik- Türkiye Yenilenebilir Enerji Projesi”:


 




Permanent URL for this page: http://go.worldbank.org/AUWR4I8SX0