Dünya Bankası tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, Türkiye’deki çocukların yaşamlarında başarılı olma şansları büyük farklılıklar gösteriyor. Bu farklılıkları ise ebeveynlerin ekonomik durumları ya da eğitim düzeyleri gibi çocukların kendi kontrolleri dışındaki etmenler belirliyor. “Türkiye: Gelecek Nesiller için Fırsatların Çoğaltılması” başlıklı rapora göre, fırsatlar arasındaki eşitsizlikler nesilden nesile geçme eğilimi gösteriyor. Bu döngüyü değiştirmek ise çocuklara ve gençlere yapılacak yatırımlar ile mümkün. Bunun sonucu olarak, çocuklar ve gençler Türkiye’nin ekonomik büyümesine ve sosyal kalkınmasına daha fazla katkıda bulunabilir.
Bugün Türk toplumunda önemli eşitsizlikler mevcut. Kızlar ise bu konuda özellikle dezavantajlı. İlkokul mezunu, yoksul bir anne-babanın çocuğu olarak uzak bir köyde dünyaya gelen bir kız çocuğu, büyük bir olasılıkla gelişiminin neredeyse tüm alanlarında zorlu bir mücadele verecektir. Batının kıyı şeridindeki bir kentte, yüksek öğrenim görmüş varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen bir erkek çocuğa göre, böyle bir kız çocuğunun düşük kilolu doğma olasılığı dört kat, yetersiz beslenme sebebiyle büyüme geriliği yaşama olasılığı ise on kat daha fazladır. Ayrıca bu kız çocuğunun aşılanma olasılığı, erkek çocuğa göre üç kat daha azdır. Benzer biçimde, bu kız çocuğunun lise eğitimini tamamlama olasılığı beşte bir iken, erkek çocuk büyük bir olasılıkla liseyi bitirip üniversiteye devam edecektir.
— Raporun baş yazarı Jesko Hentschel
Yetersiz beslenme sonucu büyüme geriliği okulda öğrenmeyi etkiler ve çocukların yaşamdaki başarısı önünde büyük bir engeldir. Dezavantajlı bir ortamda, eğitim düzeyi düşük ve yoksul bir anne-babanın çocuğu olarak dünyaya gelen her beş çocuktan dördü yetersiz beslenmeden etkilenmektedir. Bu oran ayrıcalıklı ortamlarda doğan çocukların oranından neredeyse yirmi kat daha yüksektir. Benzer biçimde, dezavantajlı çocukların yüzde sekseninden fazlası yeterli miktarda iyot alamamaktadır ve bu durum çocuğun gelişimini doğrudan etkilemektedir. Büyüme ve gelişme geriliği yaşama olasılıkları yaklaşık yüzde otuz daha fazla olan dezavantajlı kız çocuklarında ise, bu sorun daha da ciddi bir hal almaktadır.
Türkiye dezavantajlı çocuklara ulaşmak ve onları desteklemek için çok başarılı pilot projeler yürütmektedir. Bu çabalarda sivil toplum kuruluşları aktif bir rol oynamakta ve önemli bir katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte, şu anda toplam kamu sosyal harcamalarının sadece yüzde altısı 0-6 yaş grubundaki çocuklara ulaşmaktadır. Orta yaşlı ya da yaşlı bir kişiye ise, dört kat daha fazla harcama yapılmaktadır. Çocuklara, özellikle dezavantajlı çocuklara, yapılan yatırımın ekonomik faydaları oldukça fazladır. Bu çocuklar daha fazla öğrenerek, daha iyi işlerde çalışarak, daha yüksek gelir elde ederek yaşamlarının geri kalan kısmında ülkelerinin ekonomik kalkınmasına daha fazla katkıda bulunabilecektir.
Türkiye erken çocukluk gelişimi konusunda iddialı hedefler belirlemiştir. Bunlar arasında, okul öncesi eğitimin teşvik edilmesi, aile hekimlerinin çocukların gelişimlerinin izlenmesindeki rolünün güçlendirilmesi ve ailelerin ihtiyaç duydukları kaynaklara erişimlerinin sağlanması bulunuyor. Yardıma en çok ihtiyacı olan, en korunmasız çocuklara yönelik erken çocukluk gelişimi programları başta olmak üzere, bu programlar Türkiye’de çok büyük bir fark yaratarak bugünün çocuklarının ve uzun vadede tüm Türk çocuklarının yaşamlarını iyileştirme potansiyeline sahiptir.
— UNICEF Türkiye Temsilcisi Reza Hossaini
Dünya Bankası raporu, Erken Çocukluk Gelişimi (EÇG) politikasının bir bileşeni olan okul öncesi eğitim programının, ekonomik ve sosyal açıdan önemli etkileri olduğunu gösteriyor. Eğer bugünün 40 yaş altı yetişkin nüfusu altı yaşındayken bir yıl okul öncesi eğitim alsaydı, şu andaki aile gelirleri yüzde sekiz kadar daha yüksek olur, bu ailelerden bugün yoksulluk içinde yaşayanların oranı yüzde on azalırdı. Ayrıca çalışabilen ya da aktif olarak iş arayan kadınların sayısı yüzde dokuz daha fazla olurdu.
Farklı geçmişlere sahip çocuklara fırsatlar sunduğunuz zaman, çocukların yoksulluk içinde büyümesine ve yaşamları boyunca yoksul kalmasına sebep olan yoksulluk döngüsünü kırmalarına imkan tanıyarak ekonomik büyümeyi teşvik etmiş olursunuz. Bu durum, fırsatların Türkiye’deki çocuklara içinde bulundukları koşullardan bağımsız olarak sunulmasını ekonomik ve ahlaki bir zorunluluk haline getirmektedir. Bunu başarmak, Türkiye’nin geleceğini biçimlendirecek olan bir sonraki neslin potansiyelini tam olarak kullanmasında yardımcı olacaktır.
— Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Ulrich Zachau





RSS