Kontaklar: In Washington: Christopher Neal (202) 473-7229 (202) 390-8858 Cneal1@worldbank.org Kavita Watsa (202) 458-8810 kwatsa@worldbank.org Radio/TV: Nazanine Atabaki (202) 458-1450 natabaki@worldbank.org TOKYO, 30 Mayıs 2006 - Dünya Bankası’nın yıllık 2006 Küresel Gelişme Finans raporunda gelişmekte olan ülkelere net özel sermaye akışının, özelleştirmeler, birleşmeler ve şirket alımları, dış borç yeniden finansmanı ve yatırımcıların Asya ve Latin Amerika’daki yerel para birimi tahvil piyasalarına gösterdiği ilgi sonucunda, 2005 yılında 491 milyar Dolar gibi rekor bir düzeye ulaştığı belirtiliyor. Rekor düzeyde banka kredileri ve tahvil ihracı da dahil, sermaye akımındaki artış geçen yıl gelişmekte olan dünyada yüzde 6,4 ekonomik büyümeye denk düştü; bu gelişmekte olan ülkelerde daha önce yüzde 2,8 olan büyümenin iki katından fazla. “Bu artan sermaye akımları daha iyi ekonomik politikaların birçok gelişmekte olan ülkede olumlu etkileri olduğunu göstermektedir.” François Bourguignon, Dünya Ekonomisi Baş Ekonomisti ve Gelişmekte Olan Ekonomiler Başkan Yardımcısı. “Ülkeler iyileşmiş olan küresel piyasa koşullarından ve yatırım ortamından avantaj sağlamaktadır, aynı zamanda, küresel finansal entegrasyonun arması gelişmekte olan ülkelerde politikaları kararlaştıran ve uygulayanlar için ekonomik büyüme ve finansal istikrarın sürdürülmesi açısından ciddi güçlükler ortaya çıkarmaktadır.” Gelişmekte olan ülkelerde özel sermaye akımlarındaki hızlı artış yüksek petrol fiyatları, küresel faiz hadlerindeki artış ve küresel ödeme dengesizliklerinin artmasından kaynaklanan belirsizliklere rağmen gerçekleşti. Gelişmekte olan ülkelere özel borç akımları, küresel likidite fazlası, gelişmekte olan ülkelerde kredi kalitesinin istikrarlı iyileşmesi, zengin ülkelerde daha az getiri ve gelişmekte olan piyasalarda yatırımcıların ilgisi sonucu, 2003 yılında 85 milyar Dolardan tahmini 192 milyar Dolar seviyesine yükseldi. Birçok gelişmekte olan ülkede, tahvillerinde rekor düzeyde düşük yayılma ile birlikte, kredi puanları yükselmiş ve bu da 2004 yılında 102 milyar Dolar olan tahvil ihraçlarını 2005 yılında rekor düzeyde yükselterek 131 milyar Dolara çıkarmalarını sağlamıştır. Bu kazançlar, hasılanın yüzde 9,9 ve 8 arttığı Çin ve Hindistan’ın da katkısı ile, düşük ve orta gelirli ülkelerde 2005 yılında yüzde 6,4 oranında tahmini GSİH artışında yansımaktadır. Bu iki ülke hesaba katılmadığında, petrol ihraç eden ülkelerde büyüme 2004 yılındaki yüzde 5,7’den 4,3 seviyesine indi. Büyümenin 2008 yılında, Latin Amerika ve Karayipler dışında tüm gelişmekte olan bölgelerde yüzde 5’i aşması bekleniyor. Latin Amerika ve Karayipler’de ise ortalama yüzde 3,8 olacağı tahmin ediliyor. “Yüksek petrol fiyatları, yükselen faiz hadleri ve artan enflasyonist baskıların önümüzdeki iki yıl içinde bir.ok gelişmekte olan ülkede büyümeyi sınırlaması bekleniyor, ama bu bölgelerin yine de yüksek gelirli ekonomilerden daha iyi performans göstermesi bekleniyor,” diyor raporun ekonomik bakışını hazırlayan Banka’nın Küresel Trendler takımı yöneticisi Hans Timmer. “Bir bütün olarak gelişmekte olan ülkelerde cari hesap açıkları dengelenmeye yönelikken, petrol ihraç eden ülkelerde açıklar, yüksek petrol fiyatları ve bazı örneklerde sürdürülemez biçimde hızlı büyüme nedeniyle önemli ölçüde arttı.” Sermaye akımlarındaki artış aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerde artan ticaret akımlarını ve finansal entegrasyonu da yansıtıyor. Güney-Güney ticareti 1995’te 222 milyar Dolar iken 2004’te 562 milyar Dolara çıktı ve gelişmekte olan ülkelerin “toplam ticaretinin” yüzde 26’sını oluşturdu. Güney-Güney doğrudan yabancı yatırımları (DYY) 1995’te 14 milyar Dolar iken 2003’te 47 milyar Dolara çıktı ve gelişmekte olan ülkelerde “toplam doğrudan yabancı yatırımların” yüzde 37’sini oluşturdu. “Güney-Güney akımları toplam özel sermaye akımları içinde görece küçük bir pay sahibi olmakla birlikte, özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyüme gelişmiş ülkelerden hızlı olmaya devam ettiği takdirde, kaklında finansmanın görünümünü değiştirme potansiyeline sahip. “diyor2006 Küresel Gelişme Finans raporu yazarlarından Mansoor Dailami. Güney-Güney doğrudan yabancı yatırımlarının kaynağı orta gelirli ülke firmaları ve aynı bölgede yatırım yapılıyor. Örneğin, Rus ve Macar firmaları Doğu Avrupa ve Orta Asya’da, Güney Afrika firmaları Güney Afrika’nın başka yerlerinde yatırım yapıyorlar. Ancak Çin’in doğrudan yabancı yatırımlarının yaklaşık yarısı Latin Amerika’daki doğal kaynak projelerine gitti. Bu olumlu ekonomik performans iyi politikalarla desteklenmekle birlikte, aynı zamanda zayıflaması beklenen olumlu dış koşulları yansıtmaktadır. Birçok gelişmekte olan ülke yüksek petrol fiyatlarını absorbe etmelerini sağlayan artıkları ve diğer destekleri tüketmiştir. Bunun sonucunda bundan sonraki şoklara açık durumdadırlar“ diyor raporu hazırlayan,Banka’nın Gelişme Perspektifleri Grubu Direktörü Uri Dadush. “Bunlara bazı ekonomilerde aşırı ısınma, küresel dengesizliklerin düzensiz bir biçimde ortaya çıkması, küresel petrol arzında ani bir kesinti be birçok ülkede gelire destek olmuş diğer emtia fiyatlarında düşüş ihtimali dahil olabilir.” Gelişmekte olan ülkelere sermaye akımların cesaret verici bir artış yanında, kredi erişiminde yetersizlik söz konusudur. Çin, Şili, Macaristan, Malezya, Meksika, Polonya, Rusya ve Tayland’ın dahil olduğu bir grup 2002 yılından bu yana tahvil ihraç etmiştir, yatırım için uygun olarak değerlendirilmektedir ve genel olarak gelişmekte olan ülkelerin ortalamasından daha düşü tahvil yayılımına sahiptir. İkinci bir grup ihracat, havaleler veya çıkarma ve işleme endüstrileri gibi iyi tanımlanmış gelir akımları sayesinde banka kredilerine erişebilmektedir. Düşük gelirli ülkelerden oluşan üçüncü bir grup kısa vadeli ticari finansman veya DYY dışında özel sermaye erişiminden yoksundur ve esas olarak uzun vadeli sermaye ihtiyaçlarının resmi finansmanına bağımlı durumdadır. Bu son grup kalkınma yardımları ve borçtan arındırma yardımları, bağışlar, resmi kalkınma yardımın, gayri safi milli gelir içinde 2001’deki yüzde 0,22 oranından 2005’de yüzde 0,33’üne çıkması ve 1990’lardaki yüzde 0,34 oranına yaklaşmasından fayda sağlamıştır. Rekor düzeydeki 27 milyar Dolar artışın büyük kısmı Irak ve Nijerya’ya sağlanan borçtan arındırma yardımı sayesindedir. Yine de bu trend yardım yapanların yardım çabalarını arttırdığını göstermektedir. Resmi kalkınma yardımının 2006-7 döneminde borçtan arındırma yardımlarının azalması nedeniyle, düşmesi olasıdır, ama 2010’da Gayri Safi Milli Gelir içinde yüzde 0,36 paya sahi olacaktır. Yardım yapanlar kalkınma yardımında 50 milyar Dolar artın en az yarısının 2010 yılına kadar Alt Sahra Afrika bölgesine yapılmasını ve böylece bu bölgeye yardımın iki katına çıkarılmasını planlamaktadır. Buna ek olarak, Yüksek Düzeyde Borçlu Yoksul Ülkeler (HIPC) İnisiyatifi ve Çok taraflı Borç Azaltma İnisiyatifi (MDRI) kapsamında borçtan arındırma yardımı şarlara uygun yoksul ülkelerin borç ödemesini önemli ölçüde azaltacak ve ilerleme için gerekli finansmanı sağlayacaktır.
|